Kozmetik ürünler sağlığınızı tehdit etmesin

Kozmetik ürünler Güzelleşmek ve bakım yapmak için kullanılan kozmetik ürünler ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde kurucu dekan olarak görev yapan ve kısa süre önce de emekli olan Prof. Dr. Dilek Demir Erol, kozmetik ürünlerin içerdikleri kimyasalların ve etkilerinin bilinmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca kişiye özel ürün geliştirilmesinin de önemine dikkat çekiyor.

İlaç haricinde vücuda uygulanan her türlü ürünü kapsayan kozmetik listesi; ruj, makyaj malzemesi, oje, saç boyası, şampuan, el sabunu, deodorant, güneş kremi, gündüz ve gece bakım kremleri, el losyonları şeklinde uzayıp gider. Yapılan araştırmalar, orta yaştaki bir erişkinin günde ortalama 9 kozmetik ürün kullandığı ve bunların 126 değişik içeriğe sahip olduklarını ortaya koyuyor. Prof. Dr. Dilek Demir Erol, bakım ve güzellik için kullandığımız kozmetiklerin göründüğü kadar masum olmadığını, içerdikleri kimyasallar nedeniyle kullanım sırasında hassas davranmamız gerektiğini söylüyor.

Kimyasalları deri yoluyla almak, onları yutmaktan daha risk taşıyor. Çünkü, ağızdan aldığımız maddeler ağız içinde, sindirim sisteminde yıkılmaya başlarken deri yoluyla direk vücuda giren ve hızla dolaşıma karışan kimyasallar, organlara hızla taşınıyor ve uzun süreli kullanıldıkları için dokularda depolanıyor. Bazı kozmetikler, bir kez maruz kalmayla herhangi bir hastalık tablosu oluşturmazken; kimyasalın gittikçe artış gösteren etkileri ortaya çıkabiliyor.

Kozmetiklerin kullanımı konusunda yanlış söylemler de olabiliyor. Örneğin; “Antiaging ürünlere ne kadar erken başlanırsa o kadar iyidir.” denir. Oysa, bu tip ürünlere erken yaşta başlamış olmak ileride kırışıklık ve leke oluşmasına engel olmaz. Göz etrafı, alın, ağız etrafı kırışıklıkları büyük oranda mimiklerle ve güneş hasarı ile oluşurlar kremler bu kırışıklıkları engellemekte yetersiz kalır. Bir diğer yanlış ise; birkaç kere kullan işe yaramazsa değiştir yaklaşımıdır. Bir uzmanın önerdiği doz ve sürede kullanıma devam etmek gerekir.  Prof. Dr. Dilek Demir Erol, bir ürünü kullanmaya başlamadan önce içeriğinin özenle okunması gerektiğini vurguluyor.

Kimyasallar hayatımızın her anında…

Kadın erkek neredeyse her gün kullandığımız şampuanın içerdiği kimyasal madde sayısı 15. Yan etkileri ise tahriş, kaşıntı ve göz hasarı.  Kadın makyaj malzemeleri arasında bulunan far 26 kimyasal madde içeriyor ve olası yan etkileri kanser, kısırlık, hormonal bozukluk, organlarda tahribat. 33 kimyasal madde içeren ruj ise alerjiden kansere kadar risk taşıyan bir ürüne dönüşebilir. İçeriğinde 31 kimyasal olan ojenin kullanımında da dikkatli olmak gerekir. Zira doğurganlığı azaltabilir, hamilelikte bebek gelişimini etkileyebilir. Güzel kokmak için sürdüğümüz parfümdeki 250 kimyasalın olası yan etkileri ise ağız, boğaz ve gözlerde tahriş, mide bulantısı, böbrek sorunları olarak ortaya çıkıyor.

Yazın özellikle hanımların çokça kullandığı bronzlaştırıcı kremler de 22 kimyasal içeriyor. Kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk gibi sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. 11 kimyasal içeren saç spreyleri de; alerji, gözlerde ve burunda tahriş, hücre yapısında bozulma yapabiliyor. Allık, formülünü oluşturan 16 kimyasal ile kurdeşen, tahriş, hormonal bozukluk yaratabiliyor. 24 kimyasal sahip fondöten basit alerjik reaksiyondan kansere kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Çevreye de zarar veren deodorant ise içeriğindeki 15 kimyasal ile ciltte ve akciğerlerde tahriş, baş ağrısı, solunum problemleri oluşturabiliyor. Tüm vücuda kullanılan losyonlar ise 32 kimyasal ile kurdeşene, tahrişe ve hormonal bozukluğa yol açabiliyor.

Yakında eczacılıkta hakim olan anlayışın değişeceğini ve kişiye özel ilaç üretiminin ağırlık kazanacağını belirten Prof. Dr. Dilek Demir Erol kozmetik ürünlerin de kişiye özel ve organik üretilmesinin daha etkili sonuçlar yaratacağını vurguluyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Yorumlar