Sağlıklı İletişim için ilk önce dinlemeyi öğrenmelisiniz

Sağlıklı İletişim Çözüm Odaklı Koç Eda Türetken Özenses, insanların birbirini gerçekten duyarak ilgiyle dinlediği ve anladığı bir dünyada yaşamak için sağlıklı bir iletişimin çözüm olacağını vurguladı.

Geçen hafta ünlü bir Hintli Matematikçi’nin hüzünlü yaşamını konu alan bir film izledim. Matematikçi o tarihteki çok zorlu seyahat koşulları ile mesafeleri aşıp, zorluklarla cevap aldığı mektubunun peşinden, Cambridge Üniversitesi’ndeki ünlü hocanın davetine gidiyor. Ön yargılar ve büyük hor görülmelere rağmen herkese kendini kabul ettiriyor. Ancak o çok değer verdiği hocası bir türlü onu kabul edip benimsemiyor.

Seneler sonra Hintli Matematikçi, hocasının bu tavrına serzenişte bulunuyor, “İnsan gibi davranılmak istiyorum! Bana günaydın demiyorsun; hatrımı sormuyorsun; matematiğime bakıyorsun ama beni görmüyorsun”.

Hintli Matematikçi seneler sonra hocasının gözünün önünde fark etmedeği zatürre sebebiyle vefat ediyor.

Birbirimizi gerçekten ilgiliyle ne kadar dinliyoruz? Dünya etrafımızda dönerken, bizim yarattığımız etki ile oluşan tepkilerin ne kadarı aslında gerçekten bize ait?

Bu hocanın tavrı farklı olsaydı nasıl olurdu, kısaca hayal edelim

Beraber çalışma ve iş üretme katkısının ötesinde, insan oluşuna saygı duyarak ve ön yargıdan uzak bir iletişim nasıl olabilir?
İçten birkaç ufak soruyla, aslında oracıkta durup bekleyen, görünmez ama bir o kadar da kıymetli neleri fark edebiliriz?
Cevabını merak ettiğimiz küçücük sorular, o ufak kıymetler, başkalarının yaşamlarında kim bilir ne çok şey değiştirebilir?
Cevabı merak etmek önemli. Çünkü cevabını merak ettiğimiz soruların cevaplarını daha iyi dinleriz.

Hepimizin derdi duyulmak

Dünyada hiç bir şey sizi dinleyen iki gözün ve iki kulağın yerini tutamaz. Çünkü anlaşılmak müthiş tatmin edici bir his. Belki cevabı merakla sorulan bir soru, bir kavganın önünü alıp gidişatın tüm seyrini değiştirebilir.

Duymak için dinlemek, gerçekten samimi bir ilgi göstermek kurduğumuz tüm iletişimlerin ne kadarında yer verdiğimiz bir niteğimiz? Belki iletişim uzmanlarının bir yüzde önerisi vardır açıkçası rakamları bilmiyorum. Ama hayatımızdaki dikkat dağıtıcı etkenleri düşündüğümüzde telefona, televizyona yada bilgisayar ekranına bakıp dağılmış bir dikkat ile verdiğimiz cevapların çokluğunu sanırım hepimiz fark edebiliriz.

En son ne zaman telefonu kapatıp, bilgisayarı almayıp, sadece kendinizi dinlemek için tatile çıktınız? Eşinizi gözlerinin içine bakıp, söylemek istediklerinizi tam da ifade ettiğiniz gibi anlaması için ellerini tutup dinlediniz?
İletişim bir kenara yemek yerken, spor yaparken, çay içerken sadece yaptığımız işe dikkatimizi verdiğimiz anlar giderek azalıyor hayatta.
Ancak önemsediğimiz tüm ilişkileri sürdürmek için odağında o kişinin olduğu ilgiyi göstermekten kaçmak çözüm değil.
Dinlerken duyacaklarımızdan korktuğumuz gibi, kendi sesimizi de duyurmak, beni duy diyerek bu ihtiyacımızı talep etmekten de uzaklaşma halindeyiz.

Çözüm anlatmak ve dinlemek

Güçlü tüm ilişkiler için, ister profesyonel yaşantınız olsun, yöneticilikten en giriş seviyesi görevlere kadar, çocuklardan yetişkinlere, kardeşlerden eşlere kadar,
bu gün yeni birşey deneyin, dinlemeye zaman ayırın, gerçekten merakla dinleyin. Duyacaklarınız bugüne kadar duyduklarınızı sandıklarınızdan farklı olursa şaşırmayın.
Sizi dinlemesini istediğiniz kişiden bunu talep edin, buna zaman ayırmasını rica edin ve siz de anlatmak ve dinlemek için zaman ayırın. Söylemek istediklerinizin duyulması için uygun ortamlar yaratın ve bunu yaparken dikkat dağıtıcıları uzaklaştırmayı unutmayın.
Hep hatırlayın,
Hepimizin derdi aynı, hepimizin derdi fark edilmek, hepimizin derdi ilgi görmek, hepimizin derdi duyulmak.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Yorumlar