En Büyük sorumluluk: Tavsiye vermek!

Tavsiye vermek İnsanlara tavsiye verirken karşı tarafın isteklerine, duygularına göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi…

Sağlık sektöründe uzun senelerdir çalışan bir hemşire hanım ile insana dair derin bir sohbet ettik. Konu insan olunca ister hücresel bazda olsun ister zihinsel, gönüller bir noktada buluşuyor. Hemşire hanım çok severek yaptığı işinde, sıkıntılı insanları rahatlatmak için verdiği tavsiyelerden, telaşlı anlardaki yönlendirmelerinden bahsetti konuşmamızda. Hele ki çocuklar ile çalışırken, çocuklardan çok anne babaların yönlendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu vurguladı.

Tavsiyede bulunurken “bence” değil “sence nasıl olmalı” deyin

Küçük bir ekleme ile kendisine çokça katılıyorum. Akıl verirken, tavsiyede bulunurken aslında aldığınız sorumluluğun farkında mısınız?

Her “bence” diye başlayan cümlemizde aslında karşımızdaki kişiye kendi dünyamızdan, bu ana kadar yaşayarak biriktirdiğimiz tecrübelerden yola çıkarak fikrimizi beyan ediyoruz. Fikirlerimiz ise bize ait doğrulardan, bizim dünyamızdaki doğru budur dediklerimizden yola çıkarak oluşturduğumuz düşünceler oluyor. Bizim doğrularımıza göre ve bizim tecrübelerimiz ile “bence” dediklerimiz ile aslında biz olamayan başka birinin dünyasına sözel müdahale ediyoruz.

İyi ama konuşmayacak mıyız? diyebilirsiniz. Konuya bir de şuradan bakın.

Sizin doğrularınıza göre nasıl hareket etmesi gerektiğini söylediğiniz kişi, gitti dediğinizi yaptı ve geri geldi, mutsuz ya da başarısız, bunun sorumluluğu kime ait?

Başkalarının fikirlerine göre yaşamaya çalıştığımız yaşamlar bizi mutlu edebilir mi? Kendi isteklerimizin ve yaşamımızın sorumluğunu ne zaman gerçekten alırız?

Çocukluğumuzdan itibaren, arkadaşlıklarımızdan iş ilişkilerimize, eşimizden ebeveynlerimize kadar yaptığımız tüm konuşmalarda aslında bu iletişimi sürdüyoruz. Ne yapacağını bilemeyen, kararsızlık yaşayan arkadaşımızın, dostumuzun sorumluluğunu üzerimize alıp, ona kendi dünyamızdan bize göre en doğru aklı veriyoruz.

Karşınızdaki kişinin ihtiyaçlarını anlayın

Peki ama onun ihtiyacı gerçekten bu mu?

Koçluk çalışmalarında, kişiye kendisi olması, kendi isteklerini , duygularını, düşüncelerine, değerlerini, yani insanı kendi yapan ve tüm diğerlerinden ayıran özelliklerini fark etmeleri için alan yaratırız.

Siz de deneyin.

Uzun zamandır söyleyip de sözünüzü geçiremediğiniz kişiler varsa özellikle onlar için, sizin dünyanızın pencersinden olan tüm “bence”lerinizi biraz cebinizde saklayın. Kim olursa olsun, ister minik bir çocuk, ister yetişkin bir iş arkadaşınız, önce onun fikirlerini ifade etmesini sağlayın, kendi doğrularına göre önce o konuşsun.

Bence demeden önce bir büyük nefes alın, sence nasıl olmalı? diye sorun.

Kendi sesini duymasına yardımcı olun. Kendi isteklerimizi, ihtiyaçlarımızı fark etmekten daha güçlü bir motivasyon aracı yoktur, çünkü biri size söylüyor diye değil, siz öyle istediğiniz için gerçekleştirmenin gücünü deneyimlersiniz. Çocukluktan itibaren kendi yaşamının sorumluluğunu taşıyabilen kişiler güçlü, ne istediğini bilen bireylere dönüşürler.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Yorumlar