Tükenmişlik sendromu nedir?

Tükenmişlik sendromu nedir Yaklaşık olarak on senedir iş dünyasındaki en popüler konulardan bir tanesi tabii ki tükenmişlik sendromu ve bu sendromun beraberinde getirdikleri.

Çalışanların iş performansını düşüren, kariyerlerini tehlikeye atan ve ayrıca özel hayatının dengesini de bozan tükenmişlik sendromu nedir diyorsanız.

Sizler için olabildiğince sade bir şekilde bu konuya değinmeye karar verdik.

Tükenmişlik sendromu nedir?

Tükenmişlik sendomu, en basit tabiriyle, çalışanların hem iş hayatına hem de özel hayatlarına dair hiç bir umutlarının kalmaması neticesinde yaşanan motivasyon kaybı olarak tanımlanabilir.

Dünya Sağlık Örgütü, bu durumu 1998’deki raporunda şu şekilde tanımlıyor: “Fazla çalışma ile ortaya çıkan aşırı bir duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iş ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu.”

Lakin bu sendromun tanımlanmasının üzerinden 15 seneden fazla vakit geçti ve tabii ki tanımın kapsamı da giderek genişlemeye devam etti.

Zira bazı sektörlerde tükenmişlik sendromu direkt olarak duygusal yorgunluktan kaynaklanabilse de, bazen fiziksel etkilerin de sendromun gelişimine etkisinin olabildiği biliniyor.

Bu nedenle tükenmişlik sendromunu tanımlarken duygusal yoğunluğun beraberinde getirdiği hayat motivasyonu düşüşünü kesinlikle dikkate almak gerekiyor.

Tükenmişlik sendromuna girmiş olan kişilerde görülen en büyük belirtiler, işe kesinlikle gitmemeisteği, gidilse de iş yapmaya dair olan isteksizlik olarak karşımıza çıkıyor.

Fakat devamlı olarak işe gitme zorunluluğunun olması sebebiyle bu sendrom özel hayatı da etkileyerek aile ilişkilerini bozabiliyor.

Depresyon sebebi olabiliyor ve kişinin kendine yabancılaşmasını, hayatının boşa aktığını düşünmesine neden olabiliyor.

Pek çok üst düzey yöneticinin ve başarılı bir kariyer sahibi olan kişinin bile bu sendroma yakalanması riski var. Özellikle de 30’lu yaşlarla birlikte gelen farkındalık ve hayatın giderek kısaldığı algısı, ilerleyen senelerde bireyleri herşeyi boş vermeye itebiliyor.

Özellikle 1980 ve sonrasındaki nesillerde bu sendromun batı dünyası ile daha fazla entegrasyon sebebiyle sıklıkla görüldüğü biliniyor.

Önceki nesillerdeyse işin genel olarak sadece bir para kaynağı olarak görülmesi, bireysel tatminlerin çok önde olmaması nedeniyle daha az ortaya çıktığı bir gerçek.

Bu durum sektör değiştirme, istifa etme gibi etkiler gösteriyor ve iş hayatındaki verimliliği düşürüyor. Bir iş yerinde 20 seneyi dolduran ebeveynlerimize ise garip bakmamızın en temel sebeplerinden.

Sendrom sadece sizden kaynaklı da olmayabiliyor.

Fazla mesai saatleri, ağır işler, kötü yöneticiler, düşük gelir ve azalan hayat kalitesi gibi pek çok konu maalesef tükenmişlik sendromunun ortaya çıkmasını hızlandırabiliyor.

Geçmişte 40’lı yaşlarda emekliliğin mümkün olması fakat günümüzde bunun 60’lı yaşlara gelmesi, geleceğe bakan gençlerin umutsuzluğa kapılmasına da sebep olabiliyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.